Wikipedia

Arama sonuçları

9 Mart 2015 Pazartesi

Nostalji: "1 Adet Kibrit Kutusu Büyüklüğünde Diyet"


Herkese selam, her ne kadar yazın geliyor olduğunu hissetmesek de, takvim itibariyle diyetlere, sporlara başlanmış olduğunu görüyorum son günlerde. 
Böyle bir kaç arkadaşın blogunda diyet yazıları görünce kendi kendime "geçen sene benim de yazmış olduğum diyetimsi bir post vardı, sahi ne yazmıştım ben" diyerek geçmişe döndüm ve her sene yılın bu zamanlarında çoğumuzun büründüğü o garip ruh haliyle yazmış olduğum postu bulup okudum az önce. 
Okuyunca ne güldüm kendime, anlatamam :) Hem güldüm hem de acıdım, ne yalan söyleyim. Her sene her sene aynı şeyler yahu, yazık bize yaa! 
Ben daha fazla konuşmayım, yazının linkini altta paylaşıyorum, o zamanlar benim hiç takipçim olmadığı için okumamış olabilirsiniz bu postu. Okuyun çok eğleneceksiniz. Karın kaslarınız bi gıdım da olsa güçlenecek valla bak! :) 
                                 Okumak için =>   1 Adet Kibrit Kutusu Büyüklüğünde Diyet


English Diary (08.03.2015) "International Women's Day"



Hi dear,

Today is International Women's Day. Actually, it is not very important. Because, women are killed everyday. I hope, all of us will live one day in a world where women are not killed.

Anyway dear, I cleaned my room, today and I'm very tired. (Oh Women, what a pity!) So, I cannot write any more this week. Don't worry, everything is ok. I am still doing my pilates and reading my English novel. No problem. I just need to get some rest. Is that ok?

See you later!

1 Mart 2015 Pazar

English Diary (01.03.2015) "The Pearl"

Herkese merhaba tekrardan,

Bu haftayı da bitirdik, hatta ayı bitirdik yahu ve ingilizce günlüğümden bir sayfa daha eksildi :)

Bu hafta, ingilizce kitap okumaya başladım. Çok zor, çok sabır isteyen bir şey bu. Yani bilmediğin kelimelerin altını çizip, her sayfa sonunda o kelimelere bakıp tekrardan aynı cümleleri okumak ve bir çıkarım yapmak epey vakit alıyor. Ama sayfa sonunda, o sayfada neler yazdığını bilince insan "ingilizceyi anlıyorum bea, yuppi!" diyerek zevkten dört köşe oluyor :) İngilizce öğrenmeye çalışan herkese şiddetle değil gayet barışçıl bir şekilde öneririm. (Her türlü şiddete karşıyız :))

Aşağıda okuyacağınız günlüğümde, okumaya başladığım bu kitaptan bahsettim. Ve sayfanın sonunda, yeni öğrendiğim kelimeler ve Türkçe anlamlarına yer verdim. Bire bir tercüme etmiyorum. Biraz da siz kafa yorun diye :) Hadi birlikte bakalım, neler anlatmaya çalışmışım...

------------------------------01.03.2015 Sunday-----------------------------------------------------------

Hi sweety,
Not much happened since last week. You know, same old, same old... I went to work and I returned home, I watched television, I did pilates, I read books.

Yes, I read books. I can tell you that I read books. I especially, want to tell you about The Pearl. It is an english novella. I'm trying to read in english. To read an english book is very useful to I improve my english, like this diary :)

The Pearl is a novella by an American author Jhon Steinbeck, published in 1947. Steinbeck's inspiration was a Mexican folk tale from La Paz.

Steinbeck had heard Kino's story in La Paz and he was very impressed by this story. And than he had decided to make a film about this story.  He wrote this story to make a film.

I have never seen this film, but I'll watch it one day. However, first of all I must finish this book.

This story about Kino. "When Kino, a poor Mexican pearl-diver, finds the Pearl of the World he believes that all his dreams can come true. He will marry his wife in the church, wearing fine new clothes, their infant son will never want for anything and the boy might one day go to school, learn to read and write. But Kino's vision of a bright future blinds him to the greed and fear the pearl arouses in his neighbours and himself, and his shining dream begins to blacken and twist..."

Of course, I didn't write the above paragraph :) It is from the back cover of the book.

Yes dear, that's all for today. You can see that I've learned new words, below.

See you later.

Learned new words and meaning Turkish

Novella: Kısa roman
Inspiration: İlham, esin
Folk tale: Masal
Pearl-diver: İnci avcısı
Infant: Küçük çocuk
Greed: Aç gözlülük
Arouse: Uyandırmak
Blacken: Karalamak
Twist: Ters dönmek

28 Şubat 2015 Cumartesi

Sosyal Medya Mimi (Buralı Olmayanlar Lokali'nden)

Mim dünyasına hızlı bir şekilde girdim gördüğünüz gibi:) 2. mimim de sevgili Buralı Olmayanlar Lokali 'nden geldi ve kendini benim mimci başım olarak ilan etti :) Ona buradan çok teşekkür ederek, hemen bu "Sosyal Medya Mimi" görünümlü "Kitap Mimi" sorularına girişiyorum ben:)

1-) Facebook Sorusu:Herkesin sana okuman için baskı yaptığı bir kitap?
   
Vallahi ben, Facebook'un böyle bir şey soracağına pek ihtimal vermiyorum. O bana, sorsa sorsa "Hey Dilek naber? Şunu tanıyor musun? Arkadaşların fotolar ekledi, merak etmiyor musun?... gibi sorular sorardı her halde :) Ama neyse, farz edelim sordu, (şimdi sizi mi kıracağım) bir düşünelim bakalım; herkes bana hangi kitap için baskı yapıyor? Hangisi? Hangisi? Bana, bana? Hımmm, Hımmm?... Bak hala düşünüyorum ve bulamıyorum fark ettiysen :) Niye kimse bana kitap okumam için baskı yapmıyor ya! En son bana kitap için baskı yapan, lisedeki Edebiyat öğretmenimdi galiba. Dönem ödevim içindi, İlk edebi roman olan "İntibah" romanı. Zaten o yaşlarda başka bi sebep için asla okunmayacak bir romandı. Okumuştum ama hiç bir şey anlamamıştım :) Ödeve ne yazdığımı da hatırlamıyorum zaten.

2-) Tumblr Sorusu: Sen okuduktan sonra popüler olan bir kitap?

Hımm, Tumblr deyince aklıma geldi ya, benim onda da hesabım vardı. Hiç uğramıyorum ne zamandır. Mim bitince gidip bakayım yerinde duruyor mu? Soruya gelince, öyle bir şey olmadı. Genelde, ben bakıyorum etrafa, millet ne okuyor diye. Şöyle konularını bir tarıyorum ve ilgimi çekeni okuyorum işte. Öyle ilk çıkanlara dalamıyorum hemen.

3-) Myspace Sorusu: Beğenip beğenmediğini hatırlamadığın bir kitap?

O kadar hatırlamıyor, o kadar hatırlamıyorum ki o kadar olur... Yani, kitabı beğenip beğenmediğimi hatırlamadığım gibi kitabın kendisini de hatırlamıyorum. :)

4-)Youtube Sorusu: Filme çekilmesini istediğin bir kitap?

Bak bu sorunun cevabı net. Hiç lafı dolandırmadan söylüyorum: "Başucumda Müzik" Geçen gün geçti aklımdan hatta, "Bu romanı film yapsalar da izlesek" diye

5-) Goodreads Sorusu: Herkese önerdiğin bir kitap?

Bak bu da çok net: Tutunamayanlar. Özellikle okumaya başlayıp, yarım bırakanlara öneriyorum; "Ha gayret! Bak biraz daha oku, anlayacaksın ne demek istediğimi" diye.

Ne oldu? Aaaa tam açılmıştım bitti ama :) Instagram, twitter falan niye sormamış ki?

Tadı damağımda kalan bu soruları cevaplamak isteyen herkes kendini mimlesin buradan, olur mu?





26 Şubat 2015 Perşembe

Neden Çekik Gözlü Olunur?


Hepimiz merak etmişizdir hep "Çinliler, Japonlar, Koreliler, Moğollar hatta Eskimolar neden çekik gözlüdür?" diye. Ve genelde bulduğumuz en mantıklı cevap "Allah öyle yaratmış işte" olmuştur. Bu mantıklı cevabın ardından bir de "hem, onlar da bizlere hayret ediyorlarmış, çekik gözlü olmayan insanlar birbirlerini nasıl karıştırmıyor diye, yaaa!" geyiğini yaparız. Bence, yukarıdaki karikatür, daha mantıklı açıklıyor bu sorunun cevabını :)

Hepimiz duymuşuzdur ki; insanların fiziksel özellikleri yaşadıkları bölgenin iklimine uyum sağlar. İşte bu çekik gözlü olma meselesine bağlı olarak bu konuyla ilgili bir bilimsel açıklama okudum geçen gün bir gazetede. Aslında bunu çok önceleri de okumuştum ama, sizlerle paylaşmak istedim bir de.

İlgimi çeken makale şöyle diyordu; "Göz yapısı dünyada bütün insanlarda aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne doğru daha fazla inmiştir ve bu durum gözün sanki daha darmış gibi görünmesine sebep olur.Peki bu, neden böyledir?" (Evet, neden neden? Çok merak ediyoruz :) )

"Bir teoriye göre göz kapağının üzerinde katlı olarak duran bu ikinci kıvrım, bu insanların gözlerini, yoğun olan kar tabakasının göz kamaştıran ışığından korumak için, bir nevi kar gözlüğü gibi gelişmiştir" 

Makale şöyle devam ederek, daha çok ikna olmamı sağladı "Her ne kadar yukarıda belirtilen bölgelerin bazılarında kar hiç yağmıyorsa bile bilim insanları bugün çekik gözlü diye nitelendirdiğimiz insanların atalarının son buzul çağında Sibirya'dan, yani Asya'nın kar ve buzla kaplı en soğuk bölgesinden güneye, bugün yaşadıkları yerlere göç ettiklerine inanıyorlar"  

Bu kadar soğukta yaşayan insanların vücutlarının iklime uyum sağlamaktan başka çare olmaması bence mantıklı. Ayrıca sadece gözler değil burun da rüzgara en az maruz kalacak şekilde küçülmüş.

Onu bunu bilmem, yazın bir an evvel gelmesi lazım artık. Hayır, kendim için istemiyorum vallahi, neslimiz için gerekli bu? Yoksa eşek gözlü, kaşlı gözlü, kemer burunlu karakteristik özelliğimiz bozulacak, ondan :)



24 Şubat 2015 Salı

English Diary (22.02.2015) "Pilates"

Herkese selam,

Ne zamandır sizinle ingilizce günlüklerimle alakalı dedikodu yapmıyorduk değil mi? Hiç bir açıklama yapmadan direkt yayınlıyordum öyle ingilizce ingilizce :) E ne yapayım ama?  İlk önce kafamda konu belirliyorum, defterime yazıyorum, Esma yengemden sağlamasını istiyorum, yanlış cümleleri çiziyorum, bozuyorum tekrar yenisini kuruyorum. En nihayetinde de burada yayınlıyorum. Kurduğum cümleleri o kadar çok okuyorum ki burada yayınlamadan daha, çoktan bıkmış oluyorum o cümlelerden. "Gözüm görmesin artık, lanet gelsin yayınlayım sizi şurdan da, yıkılın karşımdan" diyerek, can havliyle yayınlıyorum bir avazda :)

Hal böyle olunca da her gün yazmam biraz zor oluyor benim için. Ama hiç değilse de her hafta yazmaya çalışıyorum. Çok fazla olmasa da kemikleşmiş bir kitlem oluşmaya başladı günlüğümü takip eden. Onlardan aldığım gazla, en kötü ihtimalle her hafta ingilizce egzersiz yapmış oluyorum böylece. "Sayende ben de pratik yapıyorum" diyenler oluyor, ki bu da beni çok mutlu ediyor. He tabi, bir de "Şunun Türkçesini de yaz da biz de öğrenelim, ne yazdığını" diyenler de olmuyor değil. Onlar için blogumda "Google Translate" çubuğu var ama onun çevirisi de çok komik oluyor, haklılar bi bakıma :)

Yalnız, bu günlüğü tutmamdaki amaç, içimi dökmek değil İngilizcemi geliştirmekti zaten. Yani ne yazdığım değil, nasıl yazdığım önemli olmalı. Ve ben şuna inanıyorum ki araştırmadan, varsayımlar yapmadan kısaca debelenmeden öğrenilmiyor bu meret. Altında Türkçe çevirisi olan İngilizce bir cümleye o anda "yesss! andırsitend" dersin ama sayfayı kapadığında da uçar gider aklından. E gitmekte de haklı, emek vermedin ki! Ben de olsam ben de giderim :) Yani cancağızım, her bir kelimeyle bir maceran olması lazım unutmamak için.

Ben de macera yaşadığım, debelendiğim bu kelimelerin çetelesini tutmaya karar verdim.
Bundan böyle her yazının altında bu maceraperest kelimeleri ve Türkçe karşılıklarını göreceksiniz. Ama en sonuna koyacağım onları ki,  günlüğümü sonuna kadar okuyun :)


---------------------------------------22.02.2015 Sunday------------------------------------------------
Hi dear,

I've decided to do pilates, again. You know, It will be summer soon. So, I must be fit. The best way is pilates for this. Also, it is very soothing. Doing pilates  always, makes me feel good and powerful. I wish, I had more time to do pilates.

I started doing pilates this morning and I can't stand the pain of my legs at the moment. It was so much fun to do pilates with Ebru Şallı on the youtube, but it was very hard.

However, I like to take these pains, because it makes me feel I'm thinner. It helps me to breathe correctly, also. This is very important. Because, I'll feel healthier and more energetic when I breathe correctly.

I don't know, how long I will continue to do pilates, but I would love to do it, throughout my life. Pilates must be my life philosophy. It is a healthy way to be and maintain your fitness.

I will continue to write to you about my pilates adventure, stand by!

                      This is my favourite movie. She is the queen of the pilates in Turkey :)
                                                   


Not: Bu yazıda öğrendiğim kelimeler (The words that I learned in this post): 

 
     soothing  :      sakinleştirici, huzur verici
     pain :              ağrı
     throughout :  boyunca ("during"'in eş anlamlısı)

(Bunların haricindeki kelimeleri biliyordum. Ama hepsini böyle anlamlı cümle haline getirmek için harcadığım efor pilates sırasında harcadığımdan daha fazla olmuştur :) )

23 Şubat 2015 Pazartesi

Mim (Sürpriz Misafir'den)

Diğer bloglarda, "Sonunda Bu da Oldu Mimelendim" "Bir mimdir, iki mimdir, üç mimdir, dört mimdir, on dört mimdir" gibi başlıklar görüp, "Bu mim iyi bi şey mi ki, niye böyle eğlenceli başlık attırıyor ki bu insanlara?" demiştim ilk başta :) Sonra okuyunca anladım ki bu alemde mimlenmek güzel bi şey. :)

Rastladıkça da okurum mimlenenleri, kim ne yazmış diye. Bi de düşünürüm, ben olsam ne yazardım diye hep. Son günlerde de bir mim dönüyordu etrafta kitaplarla ilgili. "Hem de kitaplarla ilgili, ne güzel! Biri de beni mimlese ya" demiştim kendi kendime, ki sevgili Sürpriz Misafir bunu duymuş gibi mimleyi vermiş beni de. Ben de keyifle cevaplıyorum hemen.

1-Kışın okumalık favori bir kitabın var mı?

Kitapları hiç, kışlık ve yazlık diye ayırmadım ben. Ama yazın daha hareketli olduğumdan, kısa kısa öyküler okumayı tercih ediyorum. Kalın kitapları kışın okuyorum. Bunun için, soğuk kış günlerinde de kendisinin hayat felsefesini pek mantıklı bulduğum "Oblomov" diyebilirim. Oğuz Atay sayesinde tanıdığım bu kahramanı hala okumayan varsa, kış bitmeden kesinlikle okuyun derim.

2- Kapağı mavi olan bir kitap

Benim de aklıma Kürk Mantolu Madonna geldi çoğu mimlenen gibi. Ama bir de Açlık Oyunları serisinin "Alaycı Kuş" kitabı pır pır etti gözümde, herkesin söylediğinden farklı olsun diye biraz daha düşününce.

3- Yılbaşı ağacında yıldız olarak kullanabileceğin kitap.

Bu soruda ne istendiğini anlamadım ama benim kalbimin yıldızı "Tutunamayanlar" demek istiyorum.


4- Kış tatili için mükemmel bir kurgusal dünya,

Vallahi kıştan bıkmış biri olarak, kışın tatil yapma imkanım olsa Bangkok ya da Avustralya'ya falan gitmek isterdim. Çok imkansız bir şey değil tabi bu dediğim ama şu an benim hayatım için gayet kurgusal bir dünya. Neyse, şu anda okuduğum "Telepati" kitabına bağlayarak durumu toparlayım; Avustralya'daki biriyle telepatik bir şekilde iletişime geçtiğim kurgusunu yaratırdım. Ana fikir biraz araklama oldu belki, ama kendimi Avustralya'daki bu telepatik arkadaşımı merak edip tanışmak için Avustralya'ya ışınlarsam kendimden de bir şeyler katmış olurum sanırım.

5-Birlikte kış tatiline gideceğim bir kitap karakteri

Ben yine Oblomov desem ayıp olur mu? Ne yapayım ama, kış demek, tembellik demek. Tembellik demek Oblomov demek... Bir de çok sevdim ben Oblomov'u. İlk defa bir kitap karakterini özlediğimi hissettim şu an, kitap biraz ince olsa açıp okurdum tekrar ama çok kalın ya! (Görüldüğü gibi üzerimdeki etkisi çok fazla :))

6-Bu sene için listende olan kitaplar

Hangi birini sayayım ki? Böyle saydırıyorsunuz, sonra yeterince okuyamadığım için kendimi suçlu hissediyorum :)

Paulo Coelho'nun "Aldatmak" kitabı var, Mine Söğüt kitapları var, Tezer Özlü kitapları var, "Yüzyıllık Yalnızlık" var, var da var... Ama ilk okuyacağım kitap Oğuz Atay'ın "Eylem Bilimi" ve şu an odamda beni bekliyor kendileri.

7-Favori tatil içeceğin, atıştırmalığın ve filmin.

Favori tatil içeceğim Türk kahvesi. Türk Kahvesi candır, yaz kış farketmez benim için.

Atıştırmalık deyince aklıma belli bir şey gelmiyor, öyle bağımlısı olduğum bir şey yok. Ama evde bulduğum her şeyi götürüm :) Ailecek bu aralar favorimiz "Laviva". Annem Şok'ta 1 TL'ye satıyorlar diye onu alıyor :) Çikileta da candır.

Tatillerde de favorim komedi filmleridir. Özellikle içinde Jim Carry, Şener Şen, Robin Williams, Adile Naşit olan filmler.

İlk mim olayını atlattım çok şükür. Ben de, bu yazıyı "ben olsam şunu yazardım" diyerek okuyan ve daha önce hiç mimlenmemiş herkesi mimliyorum :)