Eee düğün mevsimi geliyor, çoğu insanda bir telaş, bir telaş... Kimisi evlenme telaşında, kimisi ne giyeceğim telaşında, kimisi ne desem de gitmekten kurtulsam telaşında. Aman canım yaz gelsin yeter ki, sizin de telaş ettiğiniz şeylere bak :)
Düğünler beni çok eğlendirir. Yani bazen şöyle bir düğün salonu açıp, çekirdek çitleyerek tanıyım tanımayayım tüm düğünleri seyretmek isterim. Kabarık saçlı, süslü süslü kadınların gerdan bükemeyerek oynamaya çalışması, "ağır aabi" takılan adamların "hoplayıver çekirge" eşliğinde zıplayarak dans etmesi çok eğlendirir beni. :)
Bir de düğünlerde herkesi zorla piste kaldırmayı kendine görev edinmiş kişiler vardır. Ben oynamayı sevmeyenler gibi gıcık olmam onlara, hatta hiç kıramam onları, hemen kalkarım göbek ata ata :) Neden? Çünkü düğün bitene kadar rahat etmek için :) Bir kere kalkmazsan düğün bitene kadar rahat bırakmıyorlar sonra. Bir kere kalk, bir iki dönüver etrafında, el şaklat olsun bitsin işte. Ne üzüyorsun pistin yıldızını?
Oynamak çok eğlencelidir çook, ama bütün iş oynamaya başlamaktadır. Yani, nedense oynamaya başlamak için hep çekimser davranılır. "Amaaan pist dolsun arada kaynak yaparız" diye bir düşünce olur herkeste. Eeee, sen kalkmazsan, ben kalkmazsam nasıl olacak bu düğün? Değil mi ama? :)) Bence piste ilk çıkan o cesur yürek kutlanmalı, düğünün asıl yıldızı odur çünkü. Özellikle piste ilk çıkıldığında garip bir çekingenlik olur ya, nasıl da kahramanca üstesinden gelir o durumun? Ay kıyamam ona... :)
Böyle ne biliyim, başını hafiften yana eğerek "öhöm öhöm, aslında ben hiç anlamam bu oyun işlerinden ama ayıp olmasın diye kalktık işte" diyen Lady Di gibi mi davransa yoksa "her şeyi boşvermiş Yıldız Tilbe" havalarına mı bürünse, bilemez.. Ama her haliyle çok tatlı olur bence :)
İlk şarkıyı, bu iki zıt kişiliğin arasında gelgitler yaşayarak bitirdikten sonra 2. şarkıda daha bir normale döner sanki, yani içindeki o Lady Di'den kurtulduğunu hissetmeye başlar yavaş yavaş. Eee, 3. şarkıda da içindeki yaramaz Yıldız Tilbe'yi zaptedemez artık... Ondan sonrası tufan zaten :)
"Ay dışardan nasıl görünüyorum" gibi düşünceler, insanı rahat bıraksa, dünyanın en rahatlatan aktivitesidir oynamak. Ben de severim elbette, ama bazı düşüncelere engel olamıyorum işte. Özellikle düğün salonunda gerçekleşen düğünlerde halay çekerken, "kazada, terör saldırısında falan ölüp gitsem buradaki kamera kayıtlarındaki görüntülerimi ana haber bültenlerine verirler mi ki? diye ürkerim mesela. Tövbe tövbe, millet halay çekerken böyle şeyler düşünüyorum ben de işte.
Neyse, uzun lafın kısası, düğünler de oynamak da güzeldir.Ve herkesin içinde de yaramaz bir Yıldız Tilbe muhakkak vardır. Ay hiç, ben bilemem falan demeyin, çekinmeyin özgür bırakın onu, düğünlerin asıl yıldızı siz olun. Hahaha!







